17 Mart 2009 Salı



ÇANAKKALE












Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.

1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler.
Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.













24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.
19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzilli bir bombardımana girişti. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.
İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlardı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donan­mayla Boğaz'a saldıracağını, yakında İstanbul'da olacağını Londra'ya bildirdi.



Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz'a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz'daki mayın sayısı on bir hat olarak 400'ü aşmıştı.
18 Mart 1915: İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı'na girdi. Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.
İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.
İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos'a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atışlarıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:
«İnsan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütun­ları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.»



Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor.
«Saat 13.45'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patla­mayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.»
Türk tabyaları, Boğaz'ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralandı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı denizden aşamadılar. Büyük kayıplar vererek: Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini öğrendiler.
İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlı­yordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir'den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders'in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.



Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal'in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen'de Conkbayır'da, savaştı. Cephanesi biten askerlere:
— Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ; — «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır'a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı'nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.
Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı. Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar'dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8 - 9 Ocak'ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.
Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.
Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı oldu.
Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir.

4 Mart 2009 Çarşamba

.........YAPILANDIRMACI KURAM .....

YAPILANDIRMACILIK (CONSTRUCTİVİSM)

Yapılandırmacılık; bilgi nedir? ,öğrenme nedir? nesnellik mümkün müdür ? Gibi sorulara yanıt arayarak bilginin doğasıyla ilgili bir felsefe, bir bilgi kuramı olarak ortaya çıkmıştır. Yapılandırmacılık geleneksel bilgi kuramlarından farklı bir kuramdır. Bu kuramda bilgi, öğrenenin var olan değer yargıları ve yaşantıları tarafından üretilir, bireyin yaşantısından
bağımsız değildir. Yapılandırmacı öğrenme ise; bireyin var olan bilgileri ile yeni karşılaştığı bilgiler arasında bağ kurup bunları bütünleştirmesi sürecidir. Yapılandırmacılık; öğretimle ilgili bir kuram değil,bilgi ve öğrenme ile ilgili bir kuramdır. Yapılandırmacılık bilgiyi temelden kurmaya dayanır. Başlangıçta öğrenenlerin bilgiyi nasıl öğrendiklerine ilişkin bir kuram olarak gelişmiş, zamanla öğrenenlerin bilgiyi nasıl yapılandırdıklarına ilişkin bir kuram haline dönüşmüştür.
Yapılandırmacı yaklaşım, zihni boş bir levha olarak görmez. Birey bilgiyi etkin biçimde işler, önceki bilgileri ile bağlantı kurar, kendi yorumlarını katarak bilgiyi kendisine mal eder. Öğrenme ezberlemeye değil, öğrenenin bilgiyi transfer etmesine, var olan bilgiyi yeniden yorumlamasına ve yeni bilgi oluşturmasına dayanır.

Yapılandırmacılık kuramının temelinde şu özellikler vardır:
1 ) Bilgiyi araştırma, yorumlama ve analiz etme.
2 ) Bilgiyi ve düşündürme sürecini geliştirme.
3 ) Geçmişteki yaşantılarla, yeni yaşantıları
Bütünleştirme.

Yapılandırmacılık Kuramının Genel Özellikleri
_ Bilgileri öğretmez, sadece vurgular.
_ Öğrencileri araştırma yapmak için cesaretlendirir.
_ Öğrencilerin doğal ve meraklı olmalarını sağlar.
_ Yaratıcılık ve çözümlemeyi esas alır.
_ Öğrencilerin öğretmenlerle diyalog içinde olmasını sağlar.
_ Birlikte öğrenmeyi destekler.
_ Öğrencilerin kendi deneyimleri sonucu yeni fikir ve anlayış
Kazanmalarını sağlar.


Yapılandırmacı Öğrenme Kuramında Şu İlkeler Göz Önünde Tutulmalıdır;

1 ) Öğrenme pasif bir bilgi alma süreci değil, aktif bir
Anlam oluşturma süreci olmalıdır.
2 ) Öğrenme öznel olmalıdır.
3 ) Öğrenme çevre şartlarına göre şekillenmelidir.
4 ) Öğrenme öğrenci merkezlidir.
5 ) Öğrenme süreklidir.

Yapılandırmacı Eğitim Bireye Ne Kazandırır?

_ Bilgiyi oluşturma fırsatı verir.
_ Bilgiyi geliştirmesine olanak tanır.
_ Bilgiyi yorumlama yeteneği kazandırır.
Bilgiyi yapılandırmaya yardımcı olur.

Yapılandırmacı yaklaşımda kesin hedefler yoktur, öğrenenlerin ulaşması beklenen genel hedefler vardır. Bunun sebebi öğrenenlerin sahip olduğu bilgi birikiminin farklılık göstermesidir. Yapılandırmacılıkta tek doğru yoktur. İki farklı birey bir kavrama farklı anlamlar yükleyebilir.

Buna bir örnek verebiliriz; farklı yaşlardaki çocuklar “bulutlar neden düşmez? ” sorusuna şu yanıtları vermişler;

_ 5 yaş… Allah onları tutar.
_ 7 yaş… Onu gökyüzü tutar.
_ 9 yaş… Onu hava kaldırır.
_ 11 yaş… Hafif oldukları için düşmezler.
Bu örnekten de anlaşıldığı gibi çocuklar bir olayın sebebine farklı cevaplar vermekte, bilgilerini bireysel olarak oluşturmaktadırlar. Yani dünyanın pasif alıcısı değil, aksine dünyayı algılamada aktif varlıklardır.

Yapılandırmacı yaklaşımda etkili bir öğrenme gerçekleşmesi için, öğrenme süreci şu aşamalardan geçmelidir;
1. Merak uyandırma ve planlama: Bu aşamada öğretmen öğrencilerin dikkatini çekmek için eşitli sorular sorar. Bu sayede öğrencilerin ön bilgilerini, kavrama düzeylerini ve varsa yanlış kavramalarını ortaya çıkarır. Buna göre de gerçekleştirilecek olan etkinlikleri öğrenci düzeyine öre planlayabilir.
2. Araştırma ve keşfetme: Bu aşamada öğrenciler farklı bilgi kaynakları kullanarak aştırırlar. Öğretmen, öğrencilerin aktif olduğu beyin fırtınası, grup çalışması, sınıf tartışması ibik ektikler kullanarak öğrencilere yardımcı olur.
3. Çözümleme ve derinleştirme: Bu aşamada öğrenciler yaptıkları etkinlikleri, öğrendikleri bilgi ve kavramları açıklarken, öğretmen onlara rehberlik eder. Gerekirse yeni kavramlar ekleyip, yeni sorular sorarak öğrencilerin bilgilerini daha da derinleştirmesine olanak sağlar.
4. Paylaşma ve yaşantıya uygulama: Burada öğrenci edindiği bilgileri çevresi ile paylaşır. Bu bilgileri günlük yaşamında çeşitli şekillerde kullanır.

Yapılandırmacı Öğrenmede Kullanılan Stratejiler
_ Drama
_ Proje çalışmaları
_ Tasarımlayarak öğrenme
_ Öğreterek öğrenme
_ İşbirlikli öğrenme
Öğrenciler yeni öğrendikleri bilgiler ile geçmiş yaşantılarında kazandıkları bilgileri bütünleştirirken(yani bilgiyi yapılandırırken) bu stratejilerden yararlanabilirler.

Geleneksel Sınıf İle Yapılandırmacı Sınıfın Karşılaştırılması
Öğrenciler yaşamla ilgili kuramları oluşturmaya katkı sağlayan düşünürler olarak görülür. Program öğretmen tarafından içi doldurulan bir boşluk gibi
Algılanır.
Program etkinliklerinde ağırlık daha çok birinci elden edinilen veriler ve materyaller
Üzerindedir.
Önceden belirlenmiş sabit programlar uygulanır. Eğitim programı tümevarım yolu ile temel becerilere ağırlık verilerek işlenir. Eğitim programı tümdengelim yolu ile ve temel kavramlara
Ağırlık verilerek işlenir. Geleneksel sınıf Yapılandırmacı sınıf Değerlendirme öğretim ile birlikte yapılır ve öğrencilerin sergiledikleri işlere, tümel değerlendirmeye dönüktür. Değerlendirme öğretimden ayrı olarak öğrenci öğrenmelerini kontrol etmek için açılır.(genellikle testlerle ölçülür) Öğrenciler grup halinde çalışırlar. Öğrenciler bireysel alışırlar. Öğretmenler, öğrencilere çevre ayarlaması yapan ve onlarla etkileşim içinde olan kişilerdir. Öğretmenler, öğrencilerin edindikleri bilgilerin geçerliliği için doğru yanıtları araştırır. Geleneksel sınıf Yapılandırmacı sınıf

Geleneksel Sınıf Ortamındaki Temel Sorunlar
_ Bu tür sınıflarda öğretmen konuşması egemen, öğrenci pasiftir.
_ Sadece ders kitaplarına ağırlık verilir.
_ İşbirliğine dayalı öğrenmeye uygun yapıda değildir.
_ Öğretmen egemen olduğu için, öğrenci düşüncesine
Önem verilmez.

Yapılandırmacı Eğitimde Öğrencilere Tanınan Olanaklar:

Önceden sabit bir program olmadığı için, öğrenci
Düşüncelerine odaklanılır.
Öğrenci ilgileri merkeze alınır.
Öğrenciler dünyanın karmaşık bir yer olduğunu
Anlarlar.
Öğrenmenin güç ve karmaşık bir çaba olduğunu
Bilirler.

Yapılandırmacılıkta öğretmenin rolü:
Yapılandırmacı öğrenmeyi temel alan bir eğitim programının başarılı olabilmesi için, programı
Uygulayacak olan öğretmenlerin bir takım özelliklere sahip olması gerekir. Yapılandırmacı öğretmen; açık fikirli, çağdaş, kendini yenileyebilen, bireysel farklılıkları dikkate
Alan, uygun öğrenme yaşantılarını sağlayan ve öğrenenlerle birlikte öğrenen olmalıdır.

Yapılandırmacı öğretmen; öğrencilerin uygun etkinlikler yapmasına yardımcı olmalı, öğrencileri işbirliğine teşvik etmeli, öğrencilerin sürekli iletişim
İçerisinde olmalarını cesaretlendirmelidir. Yapılandırmacı öğretmen; öğrencilerin bireysel
Farklılıklarını dikkate almalı, her öğrencinin kendi kararını kendisinin vermesine yardımcı olmalıdır. Yapılandırmacı öğretmen; düşündürücü sorular sorarak öğrencileri araştırmaya ve problem çözmeye teşvik etmelidir.


Yapılandırmacılıkta Öğrencinin Rolü:
Yapılandırmacı öğrenme, öğrencinin kendi yetenekleri, güdüleri, tutumu ve tecrübelerinden edindikleri ile oluşan bir karar verme sürecidir. Birey öğrenme sürecinde seçici, yapıcı ve etkindir. Öğrenmenin kontrolü bireydedir. Öğrenmeye öğretmenle birlikte yön verir. Bu yön verme sürecinde öğrencinin geçmiş yaşantıları, bakış açısı, hazır bulunuşluk düzeyi etkilidir. Öğrenci öğrenme sürecinde etkili olabilmek için eleştirel ve yapıcı sorular sorar, diğer öğrencilerle ve öğretmeniyle etkileşim ve iletişim içinde bulunur. Yapılandırmacılık sürecinde öğrenci öğrenmeyi kendisine sunulan şekliyle değil de, zihninde yapılandırdığı biçimi ile gerçekleştirir. Yapılandırmacılıkta öğrenci; meraklı, girişimci ve sabırlı olmalıdır.

Sonuç olarak yapılandırmacılık hakkında şunları söyleyebiliriz;

Yapılandırmacı yaklaşım, şimdiye kadar anlattığımız özellikler göz önüne alınınca eğitim alanında yeni gelişmelere önderlik edebilecek bir yaklaşımdır. Öğrenciyi her yönüyle geliştirmeyi Amaçlayan bu yaklaşım sayesinde, öğrenciler öğrenmeyi, aşılması zor ve yüksek bir duvar gibi değil, keşfedilmeyi bekleyen gizemli bir dünya gibi görürler. Bu da onların motivasyonunu arttırarak yeni öğrenme etkinliklerine yönlendirir.

25 Şubat 2009 Çarşamba

ÇOKLU ZEKA KURAMI

ÇOKLU ZEKA NEDİR ?

Teknolojinin ve bilimin hızla geliştiği günümüzde, hala dünyada pek çok okulda geleneksel eğitim ve öğretim yolları kullanılmaya devam ediliyor. Okullarda yıllardır uygulanan, kuralları olan ve bol miktarda veriyi ezberlemeye dayalı eğitim sistemine teknoloji toplumunda daha az ihtiyaç duyulacaktır.
Teknoloji ve bilim toplumunda “ Problem çözme yeteneği, derinlemesine düşünme ve yaşam boyu aktif öğrenme” giderek daha önemli hale gelecektir.
Yıllarca insanların doğuştan geldiğine inanılan belli bir zekaya sahip olduğu, yaşamını onunla sürdürdüğü görüşü hakimken artık günümüzde insan zekasının sınırları, araştırmalarla birlikte yeniden çizilmeye başlandı.
Günümüzde IQ nun hayattaki başarı konusunda zayıf bir gösterge olduğuna dair pek çok bulgu ortaya çıkarılmıştır. IQ nun doğru kabullenilip yıllarca hakimiyetini sürdürmesi sonucu, toplumlar zekanın sınırlı olarak ele alınması ile belirlenen kalıba uymayan pek çok yaratıcı akıldan mahrum kalmıştır.
Geçen uzun yıllar sonunda ortaya çıkan ürünler hem eğitimciler hem de aileler açısından hiç umut verici değildi. Çünkü okul hayatı boyunca başarılı sayılan öğrenciler, mezuniyet sonrası büyük sıkıntılarla iş hayatına girebiliyor ve gerçek hayata uyumda pek çok sıkıntı yaşıyorlardı. Bunun gibi “zeki” diye adlandırılan pek çok öğrenci inanılmaz davranışlarla toplumu şaşırtıyor ve antisosyal tavırlarla anne babaları endişelendiriyordu. 1980’li yılların başlarından itibaren dünyanın gelişmiş denilen ülkelerinin pek çoğunda ahlaki anlamda bir çöküşle birlikte bilim adamları, eğitimciler ve aileler, gençler adına binlerce hayal kırıklığı yaşamaya başladılar.
Bir öğrenme psikoloğu olan Howard GARDNER zeka kavramına farklı bir boyut getirdi. GARDNER, 1983’te yazdığı “ Aklın Çerçeveleri” adlı kitabında kültürlerin ve bilim adamlarının zekayı çok kısıtlı olarak tanımlayarak ele aldıklarını, zekanın bir veya birkaç faktörden çok daha fazlasını içerdiğini ve her insanda 7 farklı zekanın bulunduğu tezini ortaya attı.
Harward Üniversitesi Eğitim Profesörlerinden olan Haward GARDNER Çoklu Zeka Teorisini ortaya atmadan önce pek çok bilimsel araştırma sonucundan faydalandı. Bu çalışmalar sonucu insan beyninin farklı bölümlerden oluştuğu ve her bir bölümün özel işlevlere sahip olduğu gerçeği ortaya çıktı.
Prof. GARDNER, çalışmaları sonucu zekayı yeniden tanımladı. Zeka, değişen dünyada yaşamak ve değişimlere uyum sağlamak amacıyla her insanda kendine özgü bulunan yetenekler ve beceriler bütünüdür. İnsan zekası yaşamın her anında, bir makineyi icat ederken, bir hedefi gerçekleştirirken, insanları ikna ederken, bir söküğü dikerken veya bir resim çizerken, bir rolü canlandırırken çok farklı zaman ve durumlarda harekete geçer ve kullanılır.


GARDNER, zeka diyerek adlandırdığı 7 farklı beceriyi öğrenme, problem çözme ve insan olma için etkili birer araç olarak tanımladı. Her insan sahip olduğu zekalarla birlikte farklı bir öğrenme, problem çözme ve iletişim kurma yöntemine sahiptir.
Dünya tarihine şöyle bir bakıldığında, GARDNER’ın teorisini destekleyen pek çok önemli ayrıntıya, olaya rastlanabilir. Dünyanın en ünlü atletleri , en büyük müzisyenleri girdikleri IQ sınavlarından çok düşük puanlar almışlardır. Böylesine düşük IQ puanlarına göre bu insanlara zeki diyemiyorsak, onları kendi alanlarında bu denli başarılı kılan ne olabilir? Bu başarılı insanların zihinsel yeterliliği farklı ilgi ve beceri alanları ile yeniden tanımlanabilir. Çünkü her insanın kendini ifade ederken kullandığı dil farklıdır. Bir müzisyen kendini yaptığı bestelerle, bir tiyatrocu kendini canlandırdığı rollerle ya da bir ressam çizgileri ile kendini ifade eder.
Her insan farklıdır. Tektir ve özeldir. Her insanın da insanlık kültürüne katkısı farklı yönlerdedir.
Prof. GARDNER yıllar boyu hakimiyetini sürdüren insanların tek bir zekaya sahip oldukları IQ denen zeka anlayışını kırdı. GARDNER’a göre insanların sahip oldukları çoklu zekaların her biri yaşamak, öğrenmek, problem çözmek ve insan olmak için kullanılan etkili birer araçtırlar.

Prof. GARDNER’ın tanımladığı zeka türleri :

? Sözel – Dilsel Zeka
? Mantıksal – Matematiksel Zeka
? Görsel – Mekansal Zeka
? Bedensel – Kinestetik Zeka
? Müziksel – Ritmik Zeka
? Kişisel – İçsel Zeka
? Kişilerarası – Sosyal Zeka
? Doğa – Varoluşcu Zeka

Son iki yıldır Sosyal ve Kişisel Zekalar bilim adamları ve eğitim bilimciler tarafından “ Duygusal Zeka” başlığı altında ele alınmaktadır.
1995 yılında Doğa Zekası, ( doğadaki nesneleri tanıma ve sıralama becerisi ) 8. zeka olarak kabul edildi ve üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir.



Sözel - Dilsel Zeka Nedir ?

Sözel – Dilsel Zeka, dili etkili bir biçimde kullanma, kelimelerle ve seslerle düşünme, dildeki kompleks anlamları kavrayabilme, insanları ikna edebilme, dildeki farklı yapıları fark edebilme, yeni yapılar oluşturabilme, farklı dilsel kalıplarla ilgilenme becerisidir.

Sözel – Dilsel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :

Farklı kelimeleri, sesleri, ritimleri, renkleri dinler ve tepkide bulunur.
Diğer insanların seslerini, dil üslubunu, okumasını ve yazmasını taklit edebilir.
Dinleyerek, okuyarak, yazarak ve konuşarak öğrenir.
Cümleleri dinler, yorumlar, farklı bir tarzda ifade eder ve söylediklerini hatırlar.
Okuduklarını anlar, özetler ve kolaylıkla hatırlar.
Farklı zamanlarda, farklı amaçlar için, farklı gruplara etkili bir biçimde hitap edebilir.
Dinleyicileri, konuşmaları ile etkiler. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil sanatlarında farklı yapılar oluşturabilir.
Dilbilgisi kurallarını etkili bir biçimde kullanarak yazar. Kelime dağarcığı zengindir.
Farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptir.
Hikaye, şiir yazma gibi etkinliklerden zevk alır.
Yeni dil formları oluşturur.
Etkili dinleme becerilerine sahiptir.

Matematiksel – Mantıksal Zeka Nedir ?

Matematiksel – Mantıksal Zeka, sayılarla çalışma, muhakeme etme, tümevarım ve tümdengelim teknikleri ile düşünebilme , soyut ve sembolik problemleri çözebilme, kavramlar, düşünceler ve fikirler arası kompleks ilişkileri algılayabilme becerisidir.

Matematiksel – Mantıksal Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :

Neden sonuç ilişkilerini çok iyi kurar.
Somut cisimleri soyut sembolik ifadelere dönüştürebilir.
Mantıksal problem çözümlerinde başarılıdır.
Hipotezler kurar ve sınar.
Bulmaca ve zeka oyunlarını sever.
Miktar tahminlerinde bulunur.
Grafikler ya da şekiller halinde verilen ( görsel ) bilgileri yorumlar.
Bilgisayar programları hazırlar.
Grafik, şema, şekillerle çalışmaktan hoşlanır.
Görsel – Mekansal Zeka Nedir ?

Görsel–Mekansal Zeka, resimlerle, şekillerle düşünebilme, görsel dünyayı algılayabilme, şekil, renk ve dokuları zihnin gözleriyle görebilme ve bunları sanatsal formlara dönüştürebilme yeteneğidir. Psiko-motor becerilerin gelişmesiyle başlar, el-vücut-beyin koordinasyonunun gelişimi küçük kas gelişiminin mükemmel çalışmalarıyla geliştirilebilir.

Görsel ve Mekansal Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :

Görerek ve gözleyerek öğrenir.
Kolaylıkla yön bulma becerisine sahiptir.
Grafik, diyagram, harita, şekil ve modelleri yorumlayabilir.
Dinlediklerinden zihinsel objeler hayaller, resimler üretir. Öğrendiği bilgileri hatırlamada bu zihinsel resimleri kullanır.
Çizmek, resim yapmak, boyamak ve modeller oluşturmaktan zevk alır.
Üç boyutlu ürünler hazırlamaktan hoşlanır.
Origami ve maketler hazırlar. Bir objenin farklı açılardan perspektifini anlayabilir, onu zihninde canlandırabilir.
Öğrendiği bilgileri somut ve görsel sunuşlara dönüştürür.

Kinestetik – Bedensel Zeka Nedir ?

Kinestetik–Bedensel Zeka, aklın ve vücudun mükemmel bir fiziksel performansla birleştirilerek belli bir amaca yönelik faaliyetlerin sergilenebilmesi yeteneğidir.

Kinestetik ve Bedensel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri:

Zihin ve vücut koordinasyonlarını etkili bir biçimde kullanır.
Sağlıklı yaşam konusunda vücuduna özen gösterir.
Fiziksel işlerde, görevlerde denge, zerafet, maharet ve dakiklik gösterir.
Çevresini, nesneleri, eşyaları dokunarak ve hareket ederek inceler. Öğrendiklerine dokunmayı ya da onları kullanmayı tercih eder.
Fiziksel maharet isteyen alanlarda ( dans, spor...) yenilikler keşfeder ve farklılıklar ortaya çıkarır.
Rol yapma, atletizm, dans, dikiş nakış gibi alanlarda yeteneği vardır.
Aktif katılımla daha iyi öğrenir. Söylenenden daha çok yapılanı hatırlar.
Gezi-inceleme-model/ maket yapma gibi fiziksel aktivitelere katılımdan zevk alır.
Organizasyon yapma özelliği gelişmiştir.
Bulundukları çevreye ve onu kapsayan sistemlere karşı duyarlıdır ve sorumlu davranır.
Kişilerarası-Sosyal Zeka Nedir?

Sosyal Zeka insan aklının en önemli özelliklerindendir. Ünlü eğitim bilimci Humprey’e göre insan zihninin en yaratıcı kullanımı, insan ilişkilerini etkili olarak sürdürmekle olur.
Kişilerarası – Sosyal Zeka insanlarla birlikte çalışabilme, Sözel – Bedensel Zeka dilini etkili bir biçimde kullanarak çok farklı karakterlere sahip insanlarla kolaylıkla iletişim kurabilme, insanları yönetebilme, onlarla uyumlu çalışabilme ve insanları ikna edebilme becerisidir.


Sosyal Zekaya Sahip Bireylerin Özellikleri :

Yaşıtları ile ya da farklı yaş grupları ile birlikte olmaktan zevk alır.
Diğer insanların duygularına karşı duyarlıdır.
Diğer insanları konuşmaları ile etkiler.
Grup ve takım çalışmalarından, çok özel ve mükemmel ürünler ortaya çıkararak, gruplar halinde çalışmaktan zevk alır.
Farklı kültürler, farklı yaşam tarzları konusunda çok meraklıdır.
Çok küçük yaşlarda bile toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenebilir.
Güçlü bir espri yeteneğine sahiptir.
Davranışlarının sonuçlarını değerlendirebilir.
İnsanların her tür davranışına karşı kabul edicidir.
Sözel ve bedensel dili etkili bir biçimde kullanır.
Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilir.
İnsanları organize etme yetenekleri vardır.Liderlik vasıflarını taşır.

Kişisel- İçsel Zeka Nedir ?

Kişisel – İçsel Zeka, kendimiz hakkındaki duygu ve düşünceleri şekillendirebilme, yaşamı sürdürebilme ve yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle, hayat felsefemizi oluşturabilme, yaşamımızı bu doğrultuda planlanma, kişisel istek ve hayaller oluşturabilme becerisidir.
Kişisel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :

Yalnız kalmaktan hoşlanır.
Yaşadığı her olay ve deneyim üzerinde çok fazla düşünür.
Kendi içinde bir değer ve anlayış sistemi oluşturur.Her şeyde kendinden bir şey arar.
Kendi duygu ve düşüncelerinin farkındadır.
Kendisini farklı tarzlarda ifade edebilir ; yazar,ressam,heykeltraş...vb.
Yaşam felsefesini oluşturmaya yönelik bir anlayış içindedir.
Bireysel çalışmalardan zevk alır.
Yaşamında motivasyon kaynağı, hedefleridir.
Kendisi üzerinde düşünmek için çok zaman harcar ve sürekli bir kişisel değerlendirme süreci yaşar.




Müziksel – Ritmik Zeka Nedir ?

Müziksel – Ritmik Zeka, sesler, notalar, ritimlerle düşünme, farklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme, ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlı olabilme becerisidir.

Müziksel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :

İnsan sesi ve çevreden gelen sesler gibi çok farklı seslere karşı duyarlıdır, dinler ve tepkide bulunur.
Müziği yaşamında kullanmak için fırsatlar oluşturur.
Seslerle nota ve ritimlere karşı özel bir ilgiye sahiptir.
Müziği hareketlerle birleştirerek farklı figürler ortaya çıkarabilir.
Müziksel enstrümanlara karşı ilgilidir. Enstrümanları kullanmayı kolaylıkla öğrenebilir.
Orijinal müzik kompozisyonları oluşturabilir.
Ritim tutar.
Öğrendiği şarkıları mırıldanarak gezer.


Doğa Zekası Nedir ?

Doğa Zekası, doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir.

Doğa Zekası Gelişmiş İnsanların Özellikleri :

Doğadaki hemen her canlının yaşamına ilgi duyar. Farklı canlı türlerinin isimlerine karşı dikkatlidir; çiçek türleri, hayvan türleri onlar için çok çekicidir.
Zooloji, botanik, organik kimya, tıp, fotoğrafçılık, dağcılık, izcilik...vb alanlara ilgi duyar.
Seyahat etmeyi, belgeseller izlemeyi severken, doğa ve gezi dergilerini incelemekten hoşlanır.
Doğadaki bitki türlerine karşı duyarlıdır.
Doğanın insanlar üzerindeki ya da insanın doğa üzerindeki etkisi ile ilgilenir.

Kitapta Adı Geçen Bazı Öğretim Araçları :

AKIL HARİTALARI

Akıl haritaları, çok farklı amaçlar için kullanılabilecek görsel bir öğrenme tekniğidir. Akıl haritaları hazırlanırken beynin hem sağ, hem de sol lobu birlikte çalışır. Akıl haritaları, düşünce gücü ve belleğin geliştirilmesinde çok önemli araçlardır.

Akıl Haritaları Nasıl Hazırlanır ?

Akıl haritalarını hazırlarken merkez bir kavram sayfanın ortasına yazılır. Tüm yönlerden merkeze doğru çağrışım yapan kavram ve düşünceler, semboller veya resimler yerleştirilir.

ÖRÜMCEK HARİTALAR

Örümcek haritalar, merkezi bir fikir veya bir düşünce etrafında detaylı düşünmeyi sağlamada faydalıdır. Haritanın ortasında bir fikir yer alır, dallarda destek fikirler, örnekler ve detaylar yer alır.


ZİNCİR HARİTALAR
Adım adım işleyen bir süreci gösterme, mantıksal bir sıralama yapma, olayları ve fikirleri birbirine bağlamak amacıyla kullanılır.

18 Şubat 2009 Çarşamba

ATATÜRK'ÜN EĞİTİMLE İLGİLİ SÖZLERİ




Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır. 1923




Milli eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır. 1928




Millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü iliminden, keşiflerinden, gelişmelerinden yararlanalım, ama unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız. (1923, Konya)




Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. (1925, İzmir)




Hayatın her çalışma safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında sıkı disiplin başarının esasıdır. Müdürler ve öğretim kadroları disiplini sağlamaya, öğreci ise disipline uymaya mecburdur.




Türkiye'nin eğitim ve öğretim tutumunu her katında, tam bir açıklıkla hiçbir teretdüde yer vermeden saptamak ve uygulamak gerekir; bu tutum, her anlamıyla ulusal bir nitelikte olacaktır. (1924, Ankara)




Eğitim ve öğretimde uygulanacak yol, bilgiyi insan için fazla bir süs, bir zorbalık vasıtası yahut medenî bir zevkten ziyade, maddî hayatta muvaffak olmayı temin eden pratik ve kullanılması mümkün bir cihaz haline getirmektir. Milli Eğitim Bakanlığı bu esasa önem vermelidir. (1923)




Milli Eğitimin gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı,olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir. 1923




Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. 1924




(Öğretmenler) Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı...gerçek zaferi siz kazanacak ve devam ettireceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız. Ben ve sarsılmaz imanla bütün arkadaşlarım, sizi takip edeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız. 1922




Eski hocalar nasıl dini esastan hakim olmuşlarsa öğretmenler de ilim esasından kazanmaya başladıkları hakimiyeti sonuçlandırsınlar. Bununla öğretmenlik mesleği gerçek yücelme devrine dahil olacaktır.




Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.




BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİ
OKUL YÖNETİMİNDE BİLGİSAYAR UYGULAMALARI






YRD. DOÇ. DR. ÇETİN BAYTEKİN


HAZIRLAYANLAR:


İsmail KARADAŞ
Serdar YİĞİT

24 Aralık 2008 Çarşamba

E-OKUL

SORULAR
1. Okul yönetiminde Bilgisayar kullanmada öğretmen sayfasının kullanım özelliklerini örnek sayfalar göstererek açıklayınız.
2. Okul demirbaş işlerinin yapıldığı e-yönetim yâda e-idare sitesinin okullarda kullanım özelliklerini sayfa örnekleri vererek açıklayın.
3. Kuzey Avrupa ülkelerinde ki e-eğitim( online eğitim – online okul) özelliklerini sayfalar göstererek açıklayınız
4. Kuzey Avrupa ülkeleri ile orta Avrupa ülkelerindeki okul yönetimine ait sayfa kullanımlarını örnekler göstererek açıklayınız
5. Milli eğitim teşkilatını eğitim-öğretim ve diğer genel müdürlükler ve birimler olarak şema halinde gösteriniz.
6. Milli eğitimin okullardaki bilgisayar destekli eğitim ile ilgili sunmuş olduğu dersler ve içeriklerden örnekler veriniz.
7. MEB’in BDE ile ilgili TTNET Vitamin den ders örnekleri ve içeriklerini örnekleyip kendi görüşünüzü de belirtin
8. Okul yönetiminde kurum ve kuruluşların (baskı gruplarının) etkenliği nedir?
9. Öğrenci velilerinin okul yönetimi ile olan ilişkileri, veli kuruluşları ile olan ilişkileri ve öğretmenlerle olan ilişkilerinin önemimi eğitim – öğretim yönünden açıklayın.
10. Öğrencinin başarıya ulaşmasında öğrenci web sitelerinin e öğretmenlerin rolünü tartışınız.
11. Okul organizasyonunun etkin ve verimli çalışmasında rol oynayan okul içi ve dışı faktörleri yazınız.
12. Günümüz okullarındaki okul yönetiminde PC kullanımına ilişkili çalışmalardan öğrenci portallarının çalışmasına örnek bir sayfa verip açıklayınız.




CEVAPLAR

Cevap 1- )
Yönetici modülünden giriş yapıldığında karşımıza bu panel çıkmaktadır. Bu panelden çalışılan kurum ile ilgili, sınıf öğretmeni olduğumuz veya dersine girdiğimiz sınıf öğrencilerinin bilgilerine, sınav işlemlerine ve kişisel bilgi sayfasına ulaşabiliriz. Fakat bu paneller yönetici olmayan girişlere yani öğretmen ve müdür yardımcısı gibi kişilerin girişlerine göre belli kısıtlamalar getirmektedir. Bunlar kurumsal ya öğrenci bilgileri ile ilgili kısıtlamalar olabilir.
• Öğretmenler için tanınan yönetim konsolu aşağıdakine benzer yapıdadır. Bu yapı üç kademeden oluşur :
o Ana ekran ( not işlemleri, öğrenci işlemleri, vb.)
o Alt ekran (ana Ekrana bağlı olarak gelen alt ekran seçenekleri)
o İzinler ( güncelle, sil, ekle, yazdır, görüntüle)

• İlk Sayfa
• Kişisel Bilgiler Panelinden Şifre Değiştirme Paneli
• Öğrenci (Hızlı) Arama Sayfası:
• Öğrenci Dosya Bilgileri Ana Ekranı:
• Ayrıca Öğretmenlere Tanınan Bir Başka Kontrolde Kurum İşlemleridir.





Cevap 2-)
Okul demirbaş işlemlerinin bulunduğu sayfaların kullanımı çok yaygın olmadığından bulabildiğim tek sayfa bu oldu. Bu sayfadan da görüldüğü üzere okul hakkında bilgi verilmektedir. Asıl demirbaş listelerinde okul için alınan yâda satılan mallar bunların adeti, tanımı, cinsi, tutarı vb. bilgiler yer almalıdır.




cevap 3-)

Cevap 5-)

Cevap 6-)
• MEB’e Bağlı Çalışan “www.egitim.gov.tr” Alanından Bir Sonuç
• Bu Alana Ait Öğrenme Nesneleri Başlığı Altında Yer Alan Matematik Dersi
• Matematik Dersinin Cebir Konusuna Ait Soru Örnekleri Oyunu.
• Örnek Sorular Ve Genel Görünüm

Cevap 7-)
• Öğretmenler için hazırlanmış kısımda 4.-8. Sınıflar için dersler bulunmakta
• 4. Sınıf üstüne tıklandığında fen ve teknoloji dersine ait konu basamakları yan tarafta çıkmakta ve buradan istenen konu seçilebilinmektedir.
• İlk konuya tıkladığımızda karşımıza 3 farklı seçenek çıkmakta. Bunlar:
o Düşünüyorum: öğrencinin konu ile ilgili ön bilgilerinin yoklandığı kısım.
o Öğreniyorum: öğrenciye konunun anlatımının verildiği kısım.
o Uyguluyorum: öğrencide anlatılan konunun kalıcılığını sağlamak adına hazırlanmış alıştırma vb. bulunan kısım.
• Başka bir kısım olan 6. Sınıf matematik kısmı.
• Aynı şekilde 6. Sınıf matematik konularının alt basamakları ile sunuluşu.
• İlk ünite ve öğrencilerin dikkatini çekmek için hazırlanmış tanıtım başlığı
• Test kısmına tıklandığı zaman hazırlıkların tamamlanması ve süre kaybını engellemek adına bir ön giriş bulunmakta.
• Test kısmında karşımıza çıkan pencereye başla dediğimizde karşımıza sorular gelmekte.

Cevap 8-)
Okul yönetimine ve işleyişine baskı gruplarının etkisi kaçınılmaz bir gerçektir. Bu baskı grupları hem iyi hem de kötü yönde bir etki yaratabilirler. İyi etkisi olarak düşünülecek olunursa baskıyı üzerinde hisseden okul yönetimi daha dikkatli bir çalışma temposu içine girer ki bu da başarıyı arttırıcı bir etmendir. Bunun dışında kötü bir etki olarak yönetimsel işlere karışma ve okul üzerinde hâkimiyet kurma çabaları hem okul işleyişini hem de idari kararları olumsuz etkileyecek bir durum oluşturur.

Cevap 9-)
Velilerin eğitim- öğretim süresince etkin olması ve aktif katılımı her açıdan çok önemlidir. Bunlara alanlara göre bakmak gerekirse:
• Okul Yönetimi ile ilişkilerde: okul yönetimine direkt bir etkileri söz konusu değildir. Kendi aralarında oluşturdukları vakıf ve ya kollar sayesinde varlıklarını fark ettirirler. Okul ile ilgili alınacak önemli kararlarda, yapılacak değişikliklerde ve birçok maddi konuda çoğu zaman rol oynarlar.
• Veli Kuruluşları ile ilişkilerde: veli kuruluşlarında doğrudan yada dolaylı olarak çalışarak varlıklarını hissettirirler. Varlıkları okul adına yapılacak etkinlikler adına önemli bir katkı sağlar.
• Öğretmenler ile ilişkilerde: öğrenci durumunu yakından takip etme eğitime katkı sağlama ve düzeltme çalışmalarında bulunma adına yararlıdır.

Cevap 10-)
Öğrenmeye katkıda bulunmaya yönelik hazırlanmış web siteleri, öğrenci için özel olarak hazırlanmıştır. Bu sitelere bakıldığında anlatılacakların öncelikle sınıflar bazında ayrıldığını görüyoruz. Daha sonra konular sınıflar içinde derslere göre ayrılıyor ve her ders kendi içinde ünitelendiriliyor. Her ünite için öncelikle ön bilgiler yoklanıyor. Sonrasında konu anlatımı veriliyor. Sonrasında konu ile ilgili alıştırmalar yada kısa testler verilip bir sonraki konuya geçilmesi sağlanıyor. Bu konular öğrencinin kendi hızına göre ilerlemeyi, geri dönüt almayı ve tekrar etmeyi sağladığından kalıcılığı ve anlaşılırlığı arttırıcı bir etmen oluyor.
Öğretmenlerin bu tip web sitelerinden yararlanması ve eksik gördükleri öğrencileri bu sitelere yönlendirmeleri hem ders içi hem de ders dışı vakitlerin ideal ve verimli kullanımını sağlar.

Cevap 11-)
1. İÇ UNSURLAR: Okulu meydana getiren ve onun yapısında yer alan unsurlardır.
• İdareciler
• Öğretmenler
• Öğrenciler
• Memurlar
• Diğer personel
2. DIŞ UNSURLAR: Okulun yapısında olmayıp onu etkiler ve böylece idaresinde de rol oynamış olur.
• Ana-baba
• Çevredeki baskı grupları ve liderleri
• İdari yapı
• İstihdam piyasası
• Merkez organizasyonu

Cevap 12-) 4. Sınıf stajımı yaptığım Sakarya EML ve ATL’ sine ait web sayfasında bulunan öğrenci portalını incelediğimizde:
• Herkese açık ilk giriş paneli ile karşılaşıyoruz.
• Bu paneldeki seçeneklere tıklanarak öğrenci devamsızlık durumunu görüntülemek istediğimizde bize okul kısmını ve öğrencinin numarasını soruyor.
• Yanda açılan kontrol butonları ile sınıflara ait sıralanmış ders programlarına ulaşabiliyoruz. Sınıflardan herhangi birine tıkladığımızda:
• Ek bir pencere ile sınıfın haftalık ders çizelgesi derslik numaraları derslerine giren öğretmenlerin listesi gelmekte.
• Öğrencileri bilgilendirmek adına liseler arası geçiş ile ilgili bilgi veriliyor.

Weblog özellikleri

a. Filtreleme Özellikli Bloglar

Bloglar, ilk zamanlarda kendi başına bir içerik oluşturmaktan çok, ağ üzerindeki bilgi kalabalığı içerisinden işe yarar sayfalara bağlantılar içeren web sayfaları şeklinde tasarlanmıştır. Bazı bloglar halen bu yapıyı korumakta, bazıları ise daha çok yazarın yorumlarından ve düşüncelerinden oluşan, kendi içeriğine sahip sayfalar olarak görülmektedir. Filtre blogların içeriğini, bloggerın yani yazarın, web üzerinde yer alan birçok kaynak içerisinden kendine göre yaralı, önemli ya da ilginç olanları seçip, kendi bloguna eklediği bağlantılar oluşturur. Diğer bir deyişle, web, yazar tarafından, okuyucular için çok faydalı olmuştur. Blog okuyucuları, bu bağlantıları izleyerek, yazarın seçtiği yazıları okuyabilir, bunlar hakkında yorum gönderebilirler. Buna örnek instapundit adı verilen sitedir.



RSS NEDİR?

RSS çeşitli internet siteleri tarafından yayınlanan haber vb. içeriğin tek bir ortamdan topluca izlenebilmesine olanak sağlayan yeni bir içerik besleme yöntemidir. RSS – Real Simple Syndication, RDF Site Summary veya Rich Site Summary (Zengin Site Özeti) kelimelerinin baş harflerinden oluşan kısaltmadır. XML biçiminde olan RSS dosyaları ilk olarak NetScape firması tarafından geliştirilmeye başlanmıştır. RSS dosyalarının kullanımı her geçen gün artarak yaygınlaşmaktadır.
RSS yöntemini destekleyen sistelerin hazırladıkları XML biçimli dosyalara bir çok programla erişmek mümkündür. XML okuyucusu olan bu programlar, web gezgini veya e-posta istemcisi olabileceği gibi sadece RSS içereriği izlemek için hazırlanan masaüstü programları da olabilir.
RSS ikonunu ( ) gördüğünüz herhangi bir yerde, RSS verilerini RSS istemcinizi kullanarak alabilirsiniz.
Genel olarak, RSS verilerini, XML dosyaları olduğu için Internet Explorer içinden görebilirsiniz. Ancak sayfayı devamlı yenilemek ve RSS verilerini bu şekilde izlemek çok da verimli bir yöntem değildir. Bunun için pek çok insan, bazı RSS istemcileri kullanarak RSS verilerini takip eder. RSS veri "toplayıcıları", RSS verilerini toplamanız ve takip etmeniz için uygun arabirim sunarlar.
İşletim sisteminize göre kullanabileceğiniz RSS programlarının listesine aşağıdaki verilmiştir.

Windows Tabanlı RSS Okuyucular
Mac OS Tabanlı RSS Okuyucular
Cep Bilgisayarları için RSS Okuyucular
Email (Outlook) Programları için RSS Okuyucuları
Java Tabanlı RSS Okuyucular
Linux Tabanlı RSS Okuyucular
Web Tabanlı RSS Okuyucular
RSS Okuyucu

Gelişen diğer teknoloji uygulamaları ile birlikte, bu filtreleme işlemini artık RSS uygulamaları yapmaktadır. Açılımı “really simple syndication” (gerçekten basit dağılım) veya “rich site summary” (zengin içerikli site özeti) olan RSS, bilgnin web üzerindeki karışıklıktan kurtarılıp, en kısa yoldan okuyucuya ulaştırılmasını sağlar. RSS tekniği, seçilen sitelerdeki kaynakları istenilen sıklıklarla tarayarak, bu sitelere yeni eklenen kaynaklanan bir derleme yaparak okula ulaştırır. RSS hizmetiyle toplanan bu bilgileri okuyabilmek için de RSS okuyucusuna ya da yorumlayıcısına ihtiyaç vardır. Bu RSS okuyucu programı, web tabanlı bir servis olabileceği gibi, bu amaçla yazılmış bir uygulama programı da olabilir.
Web üzerinden kullanabileceğiniz RSS okuyucuları ücretsiz veya sunduğu hizmetlere göre belirli ölçüde ücretlendirilmiş olabilir. Bazı servisler ve program indirebileceğiniz adresler şunlardır:

RocketInfo RSS Okuyucusu


RSS Aggregator


ByteScout


RSS e-posta servisleri ile de ilişkilendirilebilir. Haber kaynaklarına veya gruplarına üye olduğunda gönderilen e-postaların tüm kayıtlı üyelere dağıtılması gibi, RSS üzerinde belirtilen ve toplanan kaynaklar e-posta yoluyla da okunabilir. Okuyucunun, hangi sitelerden bilgi toplayacağını belirlemek için, kaynaklarına ulaşılmak istenen sitenin RSS bağlantısının okuyucuya kopyalanması gerekir. İnternet üzerindeki bilgiye hızlı erişim sağlanmasının yanında RSS tekniği, bilgiye daha güvenli bir şekilde erişimi sağlamıştır. E-posta uygulamalarınızla blog takip etmek için ücretsiz bir yazılım olan “RSS Popper” uygulamasını kullanabilirsiniz.
RSS Popper programını http://rsspopper.blogspot.com/ /2004/10/ home. html adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
RSS Popper

b. Dergi tipi bloglar

Dergi tipi bloglar, filtreleme türlerine göre içerik ve tasarım olarak daha sınırsız bir formdadır. Yazarın herhangi bir konuda görüşlerini ve düşüncelerini içeren daha açık bir yapısı vardır (Lamshed, Berry & Armstrong, 2002). Örneğin profesyonel bir gazeteci tarafından hazırlanan Bleats adlı blog, dergi tipi bloglara örnektir.


Genellikle bu iki tip blog aynı zamanda farklı amaçlarla kullanılabilir. Yazar oluşturmuş olduğu blog üzerinde kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını yazarken, bazen de kendi ilgi alanına giren veya izlediği (okuduğu) bloglara köprüden oluşan bağlantılar eklemek isteyebilir. Bu durumda blogun görünümünden çok kullanım amaçları gündeme gelmektedir.

Günümüzde teknoloji kullanımı yaygınlaşmasının sonucu olarak basılı yayınlara olan rağbet azalmıştır. İnsanlar kitaplardan, dergilerden dolayısıyla edebiyattan uzaklaşmaya başlamışlardır. Teknolojinin bu olumsuz etkisi yine teknolojiyle telafi edilebilir. Belki de ekonomik ve ulaşım kolaylığı sağladığı için arttırabilir bile diyebiliriz. İnternet ortamında oluşturulan edebiyat dergileri aracılığıyla yazı, düşünce vb. edebi eserlere yer verilerek internet kullanıcılarının ulaşımına sunulur. Kullanıcılar kendi ilgi, beklenti ve ihtiyaçlarına uygun kaynaklara internet sayesinde ulaşabilir. Böylece istediği kaynağa kısa ve kolay bir araştırma yoluyla ulaşabilir.

Webloglarda bu edebiyat eserlerini yayınlamada kullanıcılara kolaylık sağlar. Web sitelerinin aksine kod kullanmadan bir kontrol paneli aracığıyla kısa zamanda ve kolayca istedikleri içerikleri Webloglarda yayınlayabilirler. Yayınlamak istediği eserleri dergi, kitap gibi basılı yayınlarla yayınlama imkanı bulamayanlar Webloglar sayesinde herhangi bir protokole ve maddi engellere takılmadan, özgürce yayınlayabilirler.

ARAŞTIRMANIN SUNUMUNA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ